‘Sağlık’ kategorisi için Arşiv

Sigarasız bir hayata hazır mısınız?

Cumartesi, 17 Mayıs 2008

Ülkemizde uygulamaya başlanacak olan kapalı ortamlarda sigara içme yasağı ile birlikte ofis ortamında çalışanlar siz mücadelenin hangi tarafındasınız? Sigara içmeyip sigaraya karşı olanlardan mı, sigara içen ama bir günlüğüne dahi olsa dünyaya sigara dumanı üflememeye karar verenlerden mi? Yoksa artık sigarasız bir hayat hayali kuranlardan mı?
Sigaranın insan sağlığı üzerindeki zararlarını artık bilmeyenimiz yok. Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Sigara Bırakma Kliniği uzmanları, tiryakileri yaklaşan sigara içme yasağı ile birlikte temiz bir sayfa açarak sigarayı bırakmaya davet ediyor. Sigara tiryakiliğinin gelişim sürecini ve bırakma aşamasında karşılaşılan güçlükleri açıklayan uzmanlar bu zorlu süreçte yapılması gerekenlere dikkat çekiyor.

. Sigarayı bırakabileceğinize inanın ve kendinize güvenin.
. İş arkadaşlarınız ev aile yakınlarınızı sigarayı bırakıyor olduğunuzdan haberdar edin ve anlayışlı olmalarını rica edin.
. Ofis ve işyerinde daha sık yürüyün, asansör yerine merdivenleri kullanın çünkü bu da sizin yeni egzersiz programınızın bir parçası olabilir.
. Her gün 3- 4 kez derin nefes alıp verin ve rahatladığınızı hissedin.
. Gün içinde birkaç kez dişinizi fırçalayın.
. Her zamankinden daha az çay -kahve ve daha fazla su için. Hem nikotin hem de diğer zararlı kimyasal maddelerden böylelikle arınabilirsiniz. Aşırı yemek isteği de baskılanacaktır.
. Şekerli yiyecek ve ara öğünlerden uzak durun. Yerine meyve veya yoğurt yemeyi deneyin.
. Küçük porsiyonlarda ve her zamankinden daha yavaş yemek yemeğe çalışın.
. Yemeği yediktan sonra hemen sofradan kalkın ve yürüyün. . Evde veya iş yerinde sigara taşımayı bırakın. Sigaraya ulaşmanızı zorlaştırın , örn, nakit para taşımayın.
. Kibrit ve çakmaklarınızı atın.
. Çok sigara içmek istediğinizde duygularınızı bir günlüğe yazın ve bu notları yanınızda taşıyın. . Ne olursa olsun asla vazgeçmeyin! Her deneme sizi sonuca yaklaştıracaktır.

Bırakmak için en uygun zaman
Sigarayı bırakmaya istekli olduğunuz her zaman bırakabilirsiniz. Özellikle yakın zamanda değişeceğini düşünmediğiniz iş ve günlük hayatın stresi gibi olumsuzluklar yüzünden sigarayı bırakmayı ertelemeyin.

Bırakma sürecinde kaçınılması gerekenler
Sigarayı tamamen bırakın. Azaltarak bırakmak bırakma süresini uzatır ve çoğunlukla tam olarak bırakmayla sonuçlanmaz. Sigarayı bıraktığınızda, “bir nefesten bir şey olmaz” düşüncesine direnin. Bir tek nefes çekmek bile sizi sigara tiryakiliğine geri götürür ve her şeye yeniden başlamak zorunda kalırsınız. Yağlı ve şekerli kalorisi yüksek olan besinlerden uzak durun. Mutlaka düzenli bir fiziksel aktivite ile meşgul olun.

İlk gün yapılması gerekenler
Evinizdeki ve iş yerinizdeki bütün sigaralardan kurtulun. Çakmak, küllük, kibrit, vb. gibi sigara içmeyi hatırlatan nesneleri göz önünden uzak yerlere kaldırın. Sigarayı bırakmak için geçerli olan sebepleri tekrar hatırlayın.

Kendinize iyi davranın. O gün en sevdiğiniz yemeği sipariş edin, sinemaya gidin, size rahatlatan aktiviteler planlayın. Bu günü dolu yaşamaya dikkat edin, boş kalmaktan kaçının.

Davranış önerileri
. Bol su ve düşük kalorili diğer içecekler tüketmek hem ağzınızı meşgul eder hem de midenizi dolu tutarak kilo almanızı engeller.
. Ellerinizi ve aklınızı meşgul edin, yeni hobiler edinin.
. Düzenli bir fiziksel aktivite ile meşgul olun. En kolay uygulanabileni yürüyüş yapmaktır.
. Bir süre sigara içmeyen arkadaşlarınızla vakit geçirin.
. Sigara içmediğiniz için kendinizi ödüllendirin. Sigara içmeyerek biriktirdiğiniz parayla sizi mutlu edecek şeyler yapın: seyahate çıkmak, bir restorana gitmek, yeni bir elbise ya da ceket almak gibi.
. Tatile çıkmanın etkisi

Sigara bırakma döneminde yorgunluk ve konsantrasyon güçlüğü gibi belirtiler iş verimini azaltacağından dolayı mümkünse iş temposunu bir süre için yavaşlatmak faydalı olabilir. Ancak, tatillerde ve diğer özel günlerde keyif alınan şeylerin kısıtlanması daha zor olacağından bu dönemlerde sigarayı bırakmak tavsiye edilmez.

Kriz anında yapılması gerekenler
Aklınız sigaraya takıldığında, o anda yapmakta olduğunuz işi bırakıp ortamdan kısa bir süre uzaklaşın, örneğin kısa bir yürüyüş yapmak ve yapmanız gereken başka bir işe yönelmek gibi… Bu tür yoğun isteğin kısa sürdüğünü ve araya başka bir aktivite koyduğunuzda sigara içme isteğinin azaldığını göreceksiniz. Sigara içme dürtüsünü kontrol altında tutmanız zaman içinde kolaylaşacaktır. Düşük kalorili yiyecek ve içeceklerle ağzınızı meşgul edin.

Sigarayı bıraktıktan sonra meydana gelen olumlu değişiklikler
Sigarayı bıraktıktan 20 dakika sonra kan basıncı azalır ve nabız yavaşlar; kan dolaşımının iyileşmesine bağlı olarak el ve ayaklarda vücut ısısı artar. 8 saat içerisinde karbonmonoksit seviyesi normale iner, kandaki oksijen miktarı yükselir. 48 saatte sinir uçlarında onarım başlar; koku ve tat alma duyusu iyileşir.

Sigarayı bırakmanın çeşitli organ ve sistemler üzerine olan olumlu etkileri şu şekilde özetlenebilir:
. 2 yıl içerisinde kalp hastalığına bağlı ölüm oranı %36 oranında, tekrar kalp krizi geçirme riski ise %50 oranında azalır. İyi kolesterol olarak bilinen HDL miktarı artar.
. 2 hafta ile 3 ay içerisinde sigaraya bağlı öksürük ve balgam ortadan kalkar; egzersiz kapasitesinde artış gözlenir. Kaybedilen akciğer fonksiyonları geri kazanılmaz ancak, 1 yıl sonra akciğer fonksiyonlarındaki düşüş hızı azalır ve hiç sigara içmeyen bir kişi ile aynı seviyeye gelir. Akciğer kanseri riskinde birinci yıldan itibaren düşme başlar, ancak hiç sigara içmemiş bir kişinin taşıdığı riske yaklaşması 20 yıl alır.
. 10 yılda ağız, boğaz, yemek borusu kanseri riski yarı yarıya azalır. Benzer şekilde, mesane, böbrek, pankreas kanseri riski de azalır.
. Sigara kullanımına bağlı olarak görülen üst solunum yolu enfeksiyonları, sinüzit, faranjit sıklığında azalma görülür.
. İnme riskinde birinci yıldan itibaren azalma başlar; 10 yıl içinde bu risk, hiç sigara içmemiş kişilerin seviyesine iner.

Technorati :
Del.icio.us :
Zooomr :
Flickr :

Margarinin itibarı tartışılıyor

Cumartesi, 17 Mayıs 2008

Son 7 yılda margarin tüketiminin yıllık 160 bin tonla sınırlı kılması üreticileri yeni bir reklam kampanyası başlatmaya yöneltti. Diyetisyenlerle başlatılan kampanya varolan bir tartışmayı da yeniden gündeme taşıdı. Margarin sağlığa zararlı mı, değil mi? Üreticilere göre margarin artık kalp sağlığına zararlı trans yağ içermiyor ve rahatlıkla tüketilebilir. Ancak aksi görüşte olanlar margarinden trans yağın tamamen çıkarılması mümkün olmadığını ve tüketiminin sınırlı olması gerektiğini savunuyor.

DÖNMEZ: TRANS YAĞ İÇERMİYOR
Beslenme ve Diyet Uzmanı Selahattin Dönmez, “Bilimsel gerçeklerin kanıtların olduğu yerde olmayı tercih ettim, çünkü güvenilirliği yüksek beslenme uzmanıyım. Margarinin içinde omega 3, omega 6 eklenmiş olması, iyi enerji kaynağı olması, trans yağ içermemesi ve en önemlisi kolesterol içermiyor olması sağlıklı beslenmenin bir parçasıdır” dedi.

ÜRETİCİLER: REKLAMIN AMACI ÖNYARGILARI AŞMAK
Margarin üreticilerine göre, reklam kampanyasının amacı margarin tüketimini artırmak değil ön yargıları aşmak.

“MARGARİNİ BOLCA YİYEBİLİRSİNİZ DEMEK YANLIŞ”
Ancak günlük yağdan alınan enerjinin yüzde 30′la sınırlı olması gerektiğine işaret eden şişmanlık ve diyabet uzmanları tam aksini düşünüyor.

Türk Diyabet Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık, “İnsanlarda dengesiz beslenme şişmanlığa yol açabilir. Margarini bolca yiyebilirsiniz reklamı tamamen yanlış bir reklam. Eğer margarin yağ asitleri içinden çıkarıldı, istediğiniz kadar tüketin, dediğiniz zaman yağ oranı yüzde 35-40′a çıkar. İster trans yağ asidi olsun ister olmasın hepsinin bir gramı 9 kalori teşkil eder ki, vereceği kalori ve alınacak enerji birde bire yükselir” dedi.

TRANS YAĞIN TAMAMEN YOK EDİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL
Margarinlerden trans yağların tamamen çıkarılıp, çıkarılmadığı da ayrı bir tartışma konusu.

Selahattin Dönmez, “Piyasada olan, markasına güvendiğimiz ürünlerde ‘içinde trans yağ içeriği yoktur’ ibaresi bulunmaktadır ve gerçekten de yoktur” derken, Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık, “LDL kötü huylu kolesterolü yükselttiği ve HDL dediğimiz iyi kolesterolü düşürdüğü tespit edildi. ABD’de ve başka ülkelerde yapılan araştırmalarda gıdalardan azaltılması istendi. Ama tamamen sıfırlanma imkanı yok. Bizde yüzde 1 ile 4. 5 oranında, ABD’de DE yüzde 1- 2′ye indirildi” diye konuştu.

Technorati :
Del.icio.us :
Zooomr :
Flickr :

Meme kanserinde D vitaminini ihmal etmeyin

Cumartesi, 17 Mayıs 2008

Kanadalı araştırmacılar, D vitamini eksikliği olan ve meme kanseri teşhisi konulan kadınlarda, metastaz riskinin D vitamini seviyesi normal olanlara göre yüzde 94, bu hastaların meme kanserinden ölme riskininse yüzde 73 fazla olduğunu belirtti.
Bu verilerin D vitamini ve meme kanserinin gelişimi arasında bağ olduğunu gösterdiğini, ancak neden-sonuç ilişkisi olduğunu söylemenin bu aşamada mümkün olmadığını ifade eden Toronto Üniversitesinden Pamela Goodwin, araştırmanın başka klinik deneylerle de doğrulanması gerektiğini belirtti.

Goodwin, meme kanserine yakalananlarda D vitamini eksikliğine bu kadar sık rastlanmasının, hastalığın gelişimi ve sonunda bu kadar olumsuz etki yaratmasının endişe verici olduğunu da söyledi.

Araştırma, meme kanseri teşhisi konan ve Toronto Üniversitesine ait 3 hastanede 1989-1995′te tedavi gören ortalama 50 yaşındaki 512 kadın üzerinde yapıldı. Hastalar 2006′ya kadar izlendi.

Teşhis sırasında, bu kadınların yalnızca yüzde 24′ünün vücudundaki D vitamini seviyesi yeterli düzeyde çıktı.

D vitamininin normal seviyesinin 80-120 nanomol litre olduğunu belirten Goodwin, vücudunda yeterli oranda D vitamini olan hastaların yüzde 83′ünde metastaz görülmediğini veya hastalığın tekrarlamadığını, yüzde 85′inin halen hayatta olduğunu vurguladı. Goodwin, D vitamini eksikliği olan kadınlarınsa sadece yüzde 69′unda metastaz olmadığını ve yüzde 74′ünün hayatta kalmayı başardığına dikkati çekti.

Araştırmada ayrıca, D vitamini eksikliği olan bazı hastaların menopoza girmeden önce meme kanserine yakalanma olasılığının daha fazla olduğu ortaya çıktı. Bu kişilerin aşırı kilolu olduğu gözlenirken, vücutlarındaki ensülin seviyesinin yüksek ve tümörün daha “saldırgan” olduğu da rapor edildi.

“American Society of Clinical Oncology” dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atan bilim adamaları, meme kanseri ve bu kanserden ölme riskini azaltmak için D vitamini desteği alınmasını önermeden önce başka klinik deneylerin yapılması gerektiğini de vurguladı.

D vitamini ile başta bağırsak ve prostat olmak üzere diğer kanser türleri arasında bağ olabileceği, daha önce yapılan araştırmalarda ortaya konulmuştu.

Technorati :
Del.icio.us :
Zooomr :
Flickr :